BBS45Beni Böyle Sev 45.Bölümden Merak Ettikleriniz ve Yorumları

Söze nerden gireyim bilmiyorum ama kendimi tanıtarak başlayayım. Burda ilk defa yazıyorum.’ https://www.facebook.com/zeynepcamcicandir ‘ sayfasının adminiyim. Bu sayfayı bilenler beni de bilirler. Her bölüm sonrası bölüm yorumlarım olurdu. Uzun uzun sahneleri yorumlardım, araya kendi tahminlerimi eklerdim falan. Ancak bu sezon ilk sezon kadar keyifli bir sezon değil; bu sebeple bu sezon bölümleri için çok bölüm yorumu yapmadım. Ben Zeynep&Mert ‘çiyim, yani Ayşem&Nezih’çiyim. Mert’in diziden ayrılışıyla yani Nezih’in öldürülüşüyle dizi benim içi yeterince keyifsiz hale geldi. Elbette ki keyif aldığım Ayşem sahneleri var ama bölümler artık keyifli değil benim için.

45.bölümü yorumlayacak olursak;

Ayşem’den başlarsam eğer, son bir kaç bölüme göre keyifliydi sahneleri. Son bölümlerde o kadar da keyifli olmuyordu sahneleri ama bu bölüm keyifliydi dersek yalan olmaz. İlk sahne, Ayşem’in herşeyi duyuşu. En başından beri Ayşem’in Eda’ya karşı çok katı tepkileri var. En başından beri babasından hep kıskanmıştır Eda’yı. Bu sebeple çok aşırı tepkiler verir. Ben de en başından beri söylerim bu kadar tepki bana çok saçma geliyor. Ve bu bölüm tepkileri tavan yaptı. Korktuğu, endişelendiği herşey doğru çıkınca, bunlara tepkisi haliyle çok fazla oldu. Bu tepkilerinden dolayı da o sahneleri de bana hep keyifsiz gelirdi ancak bu bölüm o tepkilerinin olduğu sahneler nedense bir keyifliydi, hani güldüm bayağı..

İlk sahne, Ayşem’in herşeyi duyuşu. En başından beri Ayşem’in Eda’ya karşı çok katı tepkileri var. En başından beri babasından hep kıskanmıştır Eda’yı. Bu sebeple çok aşırı tepkiler verir. Ben de en başından beri söylerim bu kadar tepki bana çok saçma geliyor. Ve bu bölüm tepkileri tavan yaptı. Korktuğu, endişelendiği herşey doğru çıkınca, bunlara tepkisi haliyle çok fazla oldu. Bu tepkilerinden dolayı da o sahneleri de bana hep keyifsiz gelirdi ancak bu bölüm o tepkilerinin olduğu sahneler nedense bir keyifliydi, hani güldüm bayağı.. Ayşem’in ilk dükkana girişiyle herkesle görüşüp Eda’yla görüşüp görüşmeme arasında kalması ama Eda’nın ‘ee bir görüşelim! hareketiyle Eda’yla da görüşmesi.. Komikti sanki.. Eda’ya pas vermemeleri, değişik bakışlar atması, soğuk tavırları.. Babasıyla oturup dışarıda konuştukları sahne çok saçma bir sahne olur diye düşünüyordum, kısmen öyleydi ama güldüğüm yerlerde oldu. Ömer’den bahsedip, şu ‘aramıza girme!’ cümlesini sesini yükselterek, üstüne basa basa, altını çize çize söylemesi. Hani ‘kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla’ gibisinden olmuş ve nedense bu bana çok komik geldi. Ama sonrasında Eda’ya gösterircesine, ona kanıtlamak istercesine babasını öpmesi, sevgisini dile getirmesi sıkıcı geldi bana. Yani orda amacı ‘babasını sevmesi’ değil, Eda’ya aralarındaki ilişkiyi belirtmek istediğinden çok inandırı değildi ve bu yüzden de sıkıcıydı.

Akşam olunca şu kutlamanın olması. Eda’nın tatlı tatlı Ayşem’le uğraşması çok samimiydi. Hatta her bölüm Eda’nın Ayşem’e hareketleri çok samimi gelir bana ve buna rağmen Ayşem’in soğuk tavırları çok saçma geliyor. İşte kutlama sahnesinde de Eda’nın uğraşmaları çok tatlıydı,samimiydi. Ve Ayşem yine soğuktu. Sonrasında dışarda İlyas ve Nail konuşurken, içerde herkesin ortada oynuyor olması. Bu sahne o kadar sıkıcıydı ki. Yani ortada oynuyorlar ama sanki zorla oynuyorlar gibiydi. İnandırıcı değildiler özellikle Ayşem.. Şimdi Zeynep’i bilen bilir, Zeynep çok güzel göbek atar. Ama Zeynep’in bunu istemesi gerekiyor. Galiba bu sahnede pek istemedi anlaşılan çok zorla oynuyormuş gibiydi. Yine aynı şekilde Burcu(Biricik) da çok güzel oynar. Ki bunu bilmeyenler bile yılbaşı programıyla öğrenmiş oldular. Hani buna rağmen Burcu da çok inandırıcı değildi. Hani bir kutlama yapıyoruz diyorlar, hani keyifliyiz diyorlar ama o oynayışları hiç keyifli değildi. Yani benim fikrim bu, ben bu şekil düşünüyorum..

Bu çok gerçekçi(!)
Kutlamalar olurken Nadide ve Reha’nın gelip dükkanı basmaları. İkisinin de her olanı Eda’nın yanlışlarına yormaları, ona suç atacak şey aramaları çok sıkıyor. Zaten Ayşem hamileliğini söyeleyene kadar Eda’yı hamile sanmaları, Reha’nın aşırı tepkileri sakız gibi uzatılmıştı. Hala buna devam ediliyor. Reha’nın dükkana gelip de yine lafları etmesi, hamile sensin demiler falan.. Ya bunlar bana çok zorlama sahneler geliyor. Ve bu zorlamalar yüzünden Reha da Nadide de çok kötü ebeveyn olarak gösteriliyorlar. Tüm bunlar ışığında da Ömer’in ailesinden uzak kalmaya çalışmalarını haklı buluyorum.

Neyse sonraki gün Ömer’in işten gelişi, Ayşem’in şu kıskançlıkları. Bu dizide niçin kıskanan hep Ayşem oluyor? Daha ilk bölümlerden hep kıskanan Ayşem oldu, hep bunun üzerine gidildi. Yani Ömer bir kere kıskanmıştı, o da Burak’ın Ömer’e oyun oynamasındandı. Onun dışında kıskanan hep Ayşem’di. Hala Ayşem kıskanıyor, hala Ayşem’in kıskançlıkları üzerinden gidiliyor. Ve bundan sıkıldım. Bu bölümde de yine Ayşem’in kıskanmış olması sıkıcıydı ancak Ömer’in uğraşmaları komikti. ‘Çimen Göz benim de fotoğrafımı çek, hayır önce benim çek, benim de, benim de..’ Yani Alper’in taklitleri çok güzeldi, performansı çok iyiydi yani…

Ayşem’in dükkana annesinin resmini götürmesi. Eda’yı hem gıcık etmek, hem de onun varlığını hatırlatmaya çalışmaları,her iki kelimesinden birisinin ‘annem’ oluşu.. Sonra Safiş’in de buna katılması ‘ay Belkıs ablam, ne öğrendiysem ondan öğrendim ben, rahmetli..’ falan demeleri. Hani artık uzatmasanız derken Ayşem’den gelen o replik ‘hayret Safiye yengem ilk defa benim tarafımda, dirsek dirseğe mücadele veriyoruz resmen.’ deyişi güzeldi.Sonra tabi biraz bastırdılar burda ama Seda’nın gelişiyle gündem değişir. Ayşem’in ‘bak demedi demeyin, Seda Furkan abimi sordu, bunlar barışırlar.’ Ve o iç ses ‘tüh yengeyle ittifak bozuldu iyi mi, buraya kadarmış..’ İşte buraya koptum ya süperdi o..

Sonra Haluk abinin evindeki sahneler. Müdüre’nin tekmeleri… Buna Ayşem’in tepkisi yani Zeynep’in sahnedeki performansı bana biraz ilginç geldi. Kötü değil ama ilginçti. Neşeliydi yine de sahne, herkeste bir heyecan..

Son sahne, Ayşem ve Eda’nın o konuşmaları… Şimdi önce Eda üzerinden bir yorum yapacak olursam Eda&Nail sahnelerini bir çok kişi gibi ben de sevmiyorum. Ama benim sevmeme nedenim bu sevgiyi çok çocukça göstermeleri. Hatta ergence gösteriliyor oluşu. Hani sevgilerine karşı değilim, hani sevginin yaşı olmaz ama yani bunun gençlik hevesi tadında, liseli ergenler gibi komik sahneler yazılmaya çalışılması, klişe durumlara girilmesi sıkıyor. Yani bu sahnelerde Eda’nın ve Nail’in çocuklaştırılıyor olması biraz abes kaçıyor. Hani olgunluklarını kaybetmeden yaşasalar lafım olmaz onlara. 44.bölümün son sahnesi yani o konuşmalarında bir olgunluk vardı ama hani o sahneyi beğenmiştim. Her neyse Eda’nın bu çocukça halleri Ayşem’le sahnesinde de olur diyordum ama olmadı, iyi oldu. Eda’nın üstünde o eski olgunluğu vardı, ama bir de cesareti vardı. Olması gereken de oldu yalnız. Yani bu konuşma olmasa Ayşem dükkanda annesinden bahsetmeye devam edecek,sürekli ona vurgu yapacak falan bir sıkılacağız falan. Şimdi en azından herşey konuşulacak,sonunda da bir nokta konulacaktır. Ama Ayşem’in tepkisi o sahne içerisinde olmayacak bana kalırsa. Yani orda tam bir net cevap vermeyecek. Yani olayın verdiği şokla hani ‘biraz kafamı toplayayım ben’ olaylarına girer. Bölüm sonuna belki net cevabını görebiliriz.

Reyhan’a yorum yapacak olursam.. Nezih’i unutmaması çok hoşuma gidiyor. Diğerlerinin unutmuş olması, artık adını bile anmıyor olmaları çok sinir bozuyor ama neyse. Nezih’i Reyhan’a unutturmamaları güzel.. Hani psikolojisi daha da bozuk olarak gösterildi, duvarlara resimlerini yapışturması, cam fanusun içine eldivenlerini koyması.. Ama benim çok hoşuma gitti bunlar. Hele ki duvardaki resimler çok güzeldi. Her bir karesi orda, en güzel resimleri, en tatlı gülüşleri.. Mert’in yokluğunun her daim hissediliyor olmasından dolayı bir hüzünlendim de… Neyse Reyhan Nezih’i unutmasın ama düzelsin diyordum hep, hani o eski neşesine kavuşsun. Nezih’i anarak da neşeli olabilir diyordum ama bizim senarıstimiz Reyhan’ı saçmalatmakla meşgul. Saçma saçma sahneler yazıyor. Psikolog sahnesi hele, sıkıntıdan patladım o sahnede. Komiklik yapacağız derdine düşülmüş saçmalamış da saçmalamış. Hani o özlediğim Reyhan geri gelsin diyorum ama olmayacak galiba. Galiba sadece Nezih ölmedi, Reyhan da öldü. Yani bu gidişle o görünüyor. Ha Reyhan’ı düzeltirler tabi ama bu sefer Nezih’i unutmuş olarak.. Nezih’i unutan bir Reyhan’ı da ben istemem…

buraktaner

Gelelim Seda&Furkan.. Furkan’ın Seda’ya gelip yalvarırcasına o halleri. Ben o sahnede bir ikileme düştüm. Sonuç olarak kaç bölümdür Furkan’a kızıyordum, gereksiz triplere girmesi, saçma sapan davranması. Ömer’e olan duygularını öğrendi, sanki ilişkilerı devam ederken olmuş da, aldatılmış gibi tepki vermesi.. Daha Nezih yeni ölmüş üzüntüsünü ‘arkadaşına üzülüyordur o’ hallerine girmesi. Tabi arkadaşına üzülecek. 20 yıllık arkadaşı,dostu sana mı üzülecekti. Bir de sadece mesaj atarak başın sağolsun demesi.. Ömer’e biz zaten ayrılacaktık, benden kurtuldulara girmesi… Buralarda yeterince kızdım Furkan’a.. Sonrasında Seda’ nın da bitirmesi kafasında, doğru bulmuştum, haklıydı yani. Ama tüm bunlara rağmen Furkan bu bölüm bayağı samimiydi, acısında falan. Ve Seda affedebilirdi bence, hatta affetmeliydi. Çünkü bu konu da sakız gibi uzatılmış, artık bazı şeyler düzelse iyi olur..

Burak&Seda sahnelerine şunu demek istiyorum. Böyle Seda’nın yakın davranıyor olması çok saçma. Hele o kutlama sahnesinde Furkan’ın karşısında kakara kikiri o ne ya… Nispet yaparcsına Seda’dan beklenmeyen hareketler.. Sonra şu cafede oturup konuşmaları, Burak’ın ilan-ı aşkı. Son derece yapmacık, bir o kadar da sıkıcıydı. Kız orda ben Furkan’ı çok seviyorum diyor, bizımkisı de ‘ondaki cesaret bende olsaydı senden hoşlandığımı söylerdim’ Yeriydi çünkü…

Ancak Burak’ın Taner’le buluşması niye orda ilan-ı aşk ettiğini anladık. Maksatlar farklıymış, yani gerçek duyguları bu değil, amacına ulaşmak.. Bu sahne için 2 fikrim var. Ya Taner ve Burak çok eski arkadaşlar yani daha önceden tanışmışlıkları var. Hatta Burak’ın gelişi Taner’in çağırmasıyla olabilir. Hani Taner ben yapamıyorum ama Burak Seda’dan intikam alabilir düşüncesi var olabilir. Ve tabi ki tüm bu durumlar eşliğinde bu zenginlikten pay da kopabiliriz. Bana bu olabilir gibi geliyor. Kafamdaki ikinci ihtimalse o cafede konuştuktan sonra Taner ve Burak’ın işbirliği oldu. Daha büyük oynamak. Burda amaç yine para koparmak. Yani Reha’yı söğüşlemek. Hatta Burak şirketi batırırsa şaşmam, planın bir parçası olabilir. En nihayetinde iki durumda da ilk amaç Reha’nın zenginliğine sahip olmak. Şu daha büyük oynamayı açıklayacak olursak bana kalırsa Taner Seda’ya gidip bu olmadı yetmedi, ben dava edeceğim sizi deyip daha büyük meblalar koparabilir hatta bunu defalarca kez yaparak daha çok kazanıp sonrasında da aldıkları paraları Seda’nın üzerine atarak kurtulmaları olsa gerek. Bakalım önümüzdeki bölümlerde göreceğiz.

Bölüme son yorumum : FERİDUN. Ben hayatımda bu adam kadar itici, gıcık, yapmacık, gerizekalı birini görmedim. Yahu önüme gelse boğarım ben onu ya, nasıl bir tip ya! Gıcık şey. Boğuluyorum onu izlerken. Lütfen çıksın gitsin şu çocuk saçmalık abidesi ya! Hadi gitmiyor bari sahneleri azalsın, katlanamıyorum çünkü ona…

Tüm bunlar dışında bölüme yapılacak bir yorum kalmadı diye düşünüyorum.

edit : Dün gece açıklanmış. Şu meşhur Mazhar, Umut Kurt’muş. Çok sevindim buna. Çok severim kendisini. Çok tatlı biridir. Hatta tanışmışlığım vardır. Uzun zamandır diziye hep gerizekalı tipler katılıyor, bunca zaman sonra ilk defa mantıklı biri geliyor. Yani çok mutlu oldum bu duruma. Ve umuyorum ki Mazhar’ı mantıklı olarak yazarlar, saçmalatmazlar da bari onun sahnelerinde keyiflenelim, yani Umut’un getiriliyor olmasına çok mutlu olalım. Ve HOŞGELDİN diyorum kendisine.